Arifağaoğlu konuşmasında şunları söyledi; “Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Bayram Meral ve 20 Milletvekilinin; 5539 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 499 sıra sayılı Tasarı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Karayolları güçlü kuruluşlarımızdan biridir. 1950 yılında kurulan Karayolları Genel Müdürlüğü, merkez ve taşra teşkilatları ile ülkemizin yol konusunda uzman kuruluşlarından biridir.
Karayolları teşkilatında gerçekten kendini çok iyi yetiştirmiş teknisyenler ve mühendisler bulunmaktadır. Yıllardır teknik kadroların beklentisi gerçekleşmemiştir. Sekiz yıllık AKP İktidarında teknik elemanların ekonomik koşullarında herhangi bir iyileşme yapılamamıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Kanunu, Hükümet tarafından yeniden düzenlenmektedir ancak 16.817 karayolu çalışanı hakkında ekonomik koşulların iyileştirilmesine yönelik bir değişikliğe rastlamak mümkün değildir.
Önceki yıllara oranla karayollarında personel sayısı gittikçe azalmaktadır. Bugün, 11.268 işçi ve 5.549 memur ve teknik elemanı ile karayolları, 64 bin kilometre yolun bakım ve onarımını gerçekleştirmekte, ayrıca programında bulunan yeni yol yapımlarını da uygulamaya koymaktadır. Bu kadar personel ile 780 bin kilometrekare ülke coğrafyası üzerinde bulunan 64 bin kilometre yola hizmet vermede zaman zaman müşavir firmalardan hizmet alındığını biliyoruz. Yağmurda, feyezanda, heyelanda ve her koşulda Karayollarında çalışanların gecesi gündüzü yoktur. Şube şefinden bölge müdürüne kadar personel ulaşımda hizmetin aksamaması için çaba sarf etmektedir. Yetki verirsiniz, iş istersiniz ancak maaş konusuna çözüm getirmezsiniz. Bu kadar köklü bir yasa tasarısında çalışanların, emek verenlerin ekonomik koşullarını düzeltmemek en büyük eksiklik değil midir? Sekiz yıllık iktidarınızda işçisinden memuruna, teknisyeninden mühendisine kadar bordrolara imza atanlar mağdur edilmiştir, mutlu edilememiştir.
Karayolları çok önemli kuruluşlardan biridir. Çok iyi yetişmiş insan gücüyle yıllardır ulaşım sorunlarını çözmede Karayolları mensuplarının çalışmaları küçümsenemez. Mühendisinden teknikerine, formeninden topografına, iş makinesi operatöründen düz işçisine kadar ücret politikasının iyi olduğunu söylemek mümkün değildir. Otuz yıllık bir mühendisin aldığı ücretle üniversitede okuyan çocuğuna ve zaruri ev ihtiyaçlarına maaşını yetiştirmesi mümkün gözükmemektedir. Yetki verdiğiniz ve iş beklediğiniz teknik kadronun maalesef maaşları iyi değildir.
Bu tasarıyla getirilen yenilikler nelerdir? Bunlardan çok azını olumlu buluyoruz ancak geneline katılmamız mümkün değildir. Yol güzergâhı ve değişikliklerine ilişkin imar yollarının yapımında imar planı yapım ilkelerini ve belediye meclislerinin var olan yetkilerini yok saymakta, imar planı yapma yetkisi Karayollarına verilmektedir. Planlama alanında giderek artan kurumsal ve yerel kaos ortadayken bu yetkiyle imar planı yapımlarında var olan çok başlılığa Karayolları da ilave edilmektedir. Bu durumu doğru bulmamız mümkün değildir. Yeni yapılacak olan yollar için yapılacak imar planı uygulamalarında 3194 sayılı İmar Yasası’nın 18’inci maddesi hükümleri dâhilinde alınacak düzenleme, ortaklık payına dâhil edilmesi imar planı uygulamalarını rahatlatmayacak; aksine, zorlaştıracaktır. Ayrıca, imar planı uygulamalarında yol güzergâhlarının dâhil edilmesi 3194 sayılı Yasa’nın 18’inci maddesini değiştirmeden mümkün değildir.
Otoyol özelleştirilmelerini durduran Danıştay kararına karşı yasal düzenlemeyle Karayollarının sorumluluğunda olan ve işletilen otoyolların özelleştirilmesinin önü açılmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, büyük gelir getiren otoyolların işletilmesinin özelleştirilmesini uygun bulmuyoruz. Bu durum, Tekel ve SEKA’da yaşandığı gibi, çalışanların işlerinden uzaklaştırılmasına neden olacaktır. Böylece, işsizliğin büyümesi tetiklenecektir.
Mevcut otoyolların özelleştirilmesini uygun bulmuyoruz. Ancak, yapım programında olan otoyolların yap-işlet-devret modeliyle uygun ve makul şartlarla yapılmasının daha doğru olacağını düşünüyoruz. Yerli ve yabancı firmaların yeni güzergâhları yap-işlet-devret modeliyle yapmasını olumlu ve ülke çıkarlarına uygun bulduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum.
Otoyollarda işletme hakkının verilmesi bir finansman modelidir, borçlanmadan çok farklı değildir. Borçlanma, bugün alınacak bir finansman karşılığında ileriki yıllarda elde edilecek gelirlerden ödeme taahhüdüne girilmesidir. “İleriki yıllardaki gelirlerimi bekleyemem, bana şimdi sıcak para lazım.” mantığıyla otoyolları özelleştirmeyi asla doğru bulmuyoruz.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 4’üncü maddesinin (n) bendinde “3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve 3465 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Dışındaki Kuruluşların Otoyol Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilecek yatırım ve hizmetlerle ilgili görevlendirilen şirketlere gerektiğinde ortak olmak ve bununla ilgili işlemleri yapmak” şeklinde görev verilmiştir. Bu görev, Anayasa ve kamu ve özel hükümlerine tamamen aykırıdır.
Karayolları Genel Müdürlüğü ihale alan ve ihale eden konumundadır. Ayrıca, sözleşmenin uygulanması sırasında sözleşmenin her iki tarafında olacağından tarafsız ve objektif olması mümkün olabilir mi? Elbette ki, olamaz.
Tasarının 18’inci maddesinde, kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet taleplerinin karşılanmasına, derneklerin de kapsam içine alınmasının mantığı ve yararı anlaşılır değildir. AKP iktidarında bazı derneklere tanınan ayrıcalıklar vatandaşların dolandırılmasına neden olmuştur. Burada benzer bir durumun yaşanacağından endişe duymaktayız. Karayolları gibi köklü ve donanımlı kuruluşta birçok ehil mühendisin bulunmasına rağmen tasarının 27’nci maddesiyle yabancı personel çalıştırılmasının önünün açılmasının ülkemiz gerçekleri ile örtüşmesi mümkün değildir.
Karayollarında bulunan tüm mevcut kadroların iptal edilmesi ve yeniden ihdas edilmesinin siyasi kadrolaşma uygulamalarına devam edileceğinin açık ifadesidir. 5539 sayılı Kanun’da yer alan daire başkanlıklarının tamamına yakını taslak metnin 7’nci maddesinde değiştirilmiştir. Şöyle ki: “Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı”na -dikkat buyurun “Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı”- sadece -si eki geliyor. “Makine İkmal Daire Başkanlığı” araya bir “ve” konuyor, “Makine ve İkmal Dairesi Başkanlığı” olarak değiştirilmiştir. Bir diğer örnek: “Yapım Dairesi Başkanlığı” “Yol Yapım Dairesi Başkanlığı” şeklinde değiştirilmektedir. Karayolları elbette ki yol yapacak, “yol” kelimesinin başa gelmemesi, gelmesi bir şeyi değiştirmez.
Çok küçük ekleme ve çıkarmalarla, mevcut daire başkanlığı kadrolarının iptalini ve yeni kadroların ihdasını tamamen yanlış buluyoruz. Kadrolaşmayı amaçlayan uygulamalarınızı doğru ve hukuka uygun bulmuyoruz. Çalışan, emek veren, hizmet veren kesimin herhangi bir yersiz ve haksız tayinlerinde Danıştay’a gitme hakkını ortadan kaldırmaya yönelik bu tasarıya destek vermemiz mümkün değildir. Sekiz yıllık AKP İktidarı döneminde en çok rastlanan yasal düzenlemelerde, siyasi kadroları yerleştirmek için “bütün kadroların iptali ve yeni kadroların ihdası” maddesine yer verilmektedir. “Demokratik açılım” diyorsunuz, çalışanların haklarının elinden alınması ve yargı yolunun kapatılmak istenmesi hangi ülkede “demokratik açılım” olarak değerlendirilmektedir? Bu yaklaşımınızı, rejimin geleceği açısından çok sakıncalı bulduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 12’nci maddesiyle Karayolları Genel Müdürlüğünün para ve mallarının statüsüne istisna ve muafiyetler getirilmektedir. Vergi muafiyetlerinin vergi yasalarında düzenlenmesi gerekmektedir. Kamu tüzel kişiliğine sahip olan bu kurumun bazı faaliyetleri bir iktisadi işletme konumu oluşturmaktadır. Bu iktisadi işletmeye vergi muafiyeti tanınması eşitlik ilkesine aykırı değil midir?
Taşıtların köprü geçiş ücretlerini düzenleyen 14’üncü maddesinde en temel eksiklik, köprü geçiş ücretlerinin belirlenmesinde yetkinin bakana verilmesidir. Şehir içi ulaşımlarında köprü geçişleri, koordinasyonun sağlanması açısından oldukça önemlidir. Köprü ücretlerinin belirlenmesinde, yerel yönetimlerin temsil edileceği bir komisyon tarafından belirlenmesinin daha doğru olacağını düşünüyoruz.
Kara yolları ağında bulunan yolların rehabilite edilerek başkentten bütün illere bölünmüş yolla ulaşılması projesi oldukça doğrudur. Uygulamanın geciktirilmesi veya yavaşlatılması trafik kazalarının artmasına davetiye çıkartmaktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak yol konusunda uzman kuruluş olarak Karayolları Genel Müdürlüğünü kabul ediyoruz ve bütün yolların bu kuruluş tarafından yapılmasının doğru olacağını düşünüyoruz. Bazı illerimizde yapılan barajlar nedeniyle yeni yollar Devlet Su İşleri tarafından yapılmıştır, bir kısmının yapımı da devam etmektedir. Bütün illere bölünmüş yolla gidilmesi projesine elbette ki destek vereceğiz ancak 2002 ve 2003 yılında yapımına başlanılan yollar için neden bölünmüş yol projesi düşünülmemiştir? Örnek: Borçka-Artvin arası. İkinci örnek: Yapımı devam eden Artvin-Erzurum yolu. Bu yollar bölünmüş yol olarak maalesef projelendirilmemiştir. Bu yollar Devlet Su İşleri tarafından yapılmaktadır. Baraj gölü içinde kalan ve kalacak yollar hangi standartta ise Devlet Su İşleri tarafından, baraj gölü üstünden, aynı standartta yol yapılmaktadır. Böylece, gelişen ve trafik yoğunluğu her gün artan ülkemizde, yollar yeni yapılmasına rağmen, trafik güvenliği ve rahatlığına kavuşmak mümkün olamamaktadır. Barajlardan dolayı devlet su işleri tarafından yapılan yolların eksikleri olabilir, proje standartları eleştirilebilir, ancak hızlı ve süratli bir yapım çalışmasının uygulandığını özellikle belirtmek isterim. Barajlardan dolayı bazı ilçelerin ve bazı köylerin yolları uzamıştır. Hükümetler halkın yaşantısını kolaylaştırmak, yaşam standardını yükseltmek için vardır, ancak Artvin’de halkın yaşantısını kolaylaştıran değil zora sokan uygulamalar yapılmıştır. Örnek: Borçka’dan Taraklı Köyü’ne eskiden 7 kilometreye gidiliyordu, şimdi, baraj yapıldıktan sonra bu yolun uzunluğu 16 kilometre oldu. Artvin Köprübaşı’ndan Ardanuç ilçesine önceden yirmi-yirmi beş dakikada gidiliyordu, şimdi, bir saat on dakikaya gidiliyor.
Değerli milletvekilleri, hükümetler halkın yaşantısını kolaylaştırmak için vardır dedim. Ancak şimdi çok bariz örnek veriyorum: Artvin’in Ardanuç ve Şavşat ilçelerinden kalkan bir vasıta “Berta Köprüsü” denen yer… Tarihî Berta Köprüsü şu anda çalışıyor, ancak, istikbalde, Deriner Barajı su tuttuktan sonra buradaki Berta Köprüsü baraj gölü içinde kalacaktır. Berta Köprüsü’nün yanına büyük bir viyadük yapıldı. Viyadüğün yapılması doğru. Şu sıralarda da inşaatı bitmiş olacak. Bu viyadükten geçtikten sonra Artvin’e gitmek isteyenler… Eski yol vardı, bu eski yol genişletilerek servis yolu olarak inşa edildi, şimdi, servis yolu olarak inşa edilen bu yol daimî yol, kalıcı yol olsun istiyorlar, Artvin halkı bunu kabul etmiyor. Şu anda çalışan ve tarihî Berta Köprüsü yani Ardanuç ve Şavşat yollarının birleştiği yerden Erzurum’a gitmek isteyen bir kişi, bir otobüs, bir taşıt Artvin’e gidecek, Artvin’den dolaşacak, Çoruh Nehri’nin Şavşat suyuyla birleştiği noktaya gelebilmesi için 33 kilometre gitmesi lazım, 33 kilometre yani kulağı böyle göstermektense böyle gösteriyoruz. Bunu biz kabul etmiyoruz. Ne istiyoruz? Bu Berta Köprüsü’nden şu anda devam eden, şu anda çalışan, vadi boyunca yol vardır; bu yolun üst kotlarından, baraj gölü üstü kotlarından yataydan 7-8 kilometre yolla Şavşat suyunun Çoruh Nehri’yle birleştiği noktaya ulaşıyorsunuz. Buraya bir viyadük istiyoruz. Niye istiyoruz? Şu anda Artvin-Erzurum yolu Çoruh Vadisi’nin sol sahilinden yapılıyor, şu anda yeni yapılan yol sol sahilinden. Peki, mevcut yol, şu anda çalışan yol Çoruh Vadisi’nin sağ sahilindedir. Eski yol sağ sahilinden yeni yol sol sahilden. Vatandaşın yaşamını kolaylaştırmak için Şavşat suyunun Çoruh Nehri’yle birleştiği noktaya mutlaka bir viyadük gerekmektedir. Bu konuda Sayın Bakana ben bir soru önergesi yazdım. Bu önergem 16 Aralık 2009 tarihinde. Sayın Bakan, bana 24 Mart 2010 tarihinde cevap veriyor ve Sayın Bakanımız diyor ki: “Bizim Devlet Su İşleriyle Protokolümüz vardır. Bu protokol gereğince bu yolu ve viyadükü Devlet Su İşleri yapacak.” Bu, Sayın Bakanın bize cevabi yazısını yanıma aldım, Devlet Su İşlerine gittim. Devlet Su İşleri haritaları açtı, haritalar üzerinden tartıştık ve buradaki görevliler “Evet, bu yola ihtiyaç vardır ancak bizim protokolümüzde yoktur” diyor.
Sayın Bakanın yazısında diyor ki: “Bu viyadükü Devlet Su İşleri yapacak.” Devlet Su İşleriyle gittik, tartıştık. Devlet Su İşleri “Bizim protokolde buna yer verilmemiştir.” diyor. Artvin’e gittim, Artvin’de Devlet Su İşleri Bölge Müdürüyle bu konuyu müzakere ettik. “Artvin’in geleceğini ilgilendiriyor. Bu, bir yıl değil, beş yıl değil, elli yıl değil, yüz yıllar hizmet edecek. Buradaki vatandaşlara zulüm etmeyin. Bu yolun yapılması lazım, bu viyadükün yapılması lazım.” dedim. Dediler ki: “Evet, doğrudur. Fakat bu az bir proje değil, büyük projedir.” Evet, büyük projedir. Ancak Artvin bugüne kadar özveride bulunmuştur. Muratlı Barajı ve Borçka Barajı üretime geçmiştir, ancak üretime geçinceye kadar oranın tozunu, sıkıntısını orada yaşayanlar çekmiştir. Deriner Barajı devam ediyor, bir yıl sonra su tutacak. Su tutmamadan bu viyadüğün mutlaka yapılması lazım. Viyadük, doğrudur, 450 metre kadar uzunluğunda, orta ayakları yüksekliği 180-200 metre olabilir. Fakat bu viyadüğe ve tarihî Berta Köprüsü’nden bu bahsettiğim viyadüğe kadar olan yola da ihtiyaç bulunmaktadır. Sayın Bakan, Artvinlilerin bu sorununu çözeceğinize inanıyorum” dedi.